Halil Cibran; 6 Ocak 1883’te Lübnan’da, vergi memuru olan bir
babanın ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Babasının alkol
ve kumar alışkanlığı ailenin pek de iyi olmayan ekonomik durumunu daha da
kötüleştirirken vergilerle ilgili bir konuda babasına açılan bir dava
sonucu tüm eşyalarına el konulmasıyla maddi durum konusunda bir çıkmaza
girerler.
Cibran 12 yaşına bastığında babası Lübnan’da para kazanmak
için kalırken annesi, onu ve üç kardeşini alarak ABD’ye göç eder. Halil
Cibran’ın babasıyla arasında bir mesafe olurken hayatındaki en önemli
kişilerden biri annesidir.
Annesi ve kardeşleri çalışıp çabalayarak maddi durumlarını
bir yola koymayı başarır, bu sayede Cibran derslerine ve ilgi alanlarına
ağırlık vermeye başlar. Resim ve heykel yeteneğini geliştirip Arapçasını
mükemmel düzeye getirir ve Fransızcayı da iyi bir şekilde öğrenir.
İki kardeşi ve annesinin ölümünden sonra resme ağırlık verir
ve kendi kişisel sergisini açar. Açılışta ise onu İngilizce yazması için teşvik
edecek, yazımındaki gramer hatalarını bizzat düzeltecek, hatta genç sanatçının
zihin dünyasına aşina olabilme adına Arapça bile öğrenecek ve hayatı boyunca
her yönden destekçisi olacak kişi ile tanışır: Mary Haskell. Halil Cibran’dan
10 yaş büyük olan Mary Haskell, oldukça varlıklı, eğitimli ve kadın hakları
için mücadele eden bağımsız bir kadındır.
Zamanla Heskell’in maddi manevi yardımları ile edebiyat
hayatına giren ve adını duyurmaya başlar. Zamanla başka bir kadınla konuşmaya
başlayan ve Mary’den uzaklaşırken Mary ondan yardımını çekmez ancak evlenince
tüm bağlarını koparır. Bunun üzerine Cibran yeni bir yardımcı bulur kendine.
Ancak hayatından yorulmuş ve yüklerini taşıyamayacak güçsüzlüğe bürünmüştü.
Ağrılarından kurtulmak için babasının kaderine benzetir
kaderini ve kendini alkole vurur. Tabii bu yararlı olmaz ve artık ölümünün
yaklaştığını hisseder. 10 Nisan 1931’de, Halil Cibran; New York’taki bir
hastanede son nefesini verdiğinde, henüz 48 yaşındaydı. Cenazesi New York’tan
Bşarri’ye getirilerek, hemşerilerinin alkışları ve gözyaşları eşliğinde
manastırın içindeki bir mağaraya defnedildi.
Halil Cibran’ın mezar taşı niyetine konulan mağaradaki ahşap
levhada ise şu dizeler yazılıdır:
Senin gibi ben de
diriyim / Senin yanı başında duruyorum
Gözlerini kapa ve
etrafına bak / Beni tam önünde göreceksin.
Kısa ömründe az ama öz diyebileceğimiz Arapça ve İngilizce
eserler kaleme alan Halil Cibran biz okurlara yaklaşık on eser bırakmıştır.
Birçoğu sözler, kıssalar, şiirlerden oluşan bu kitaplar kapladığı hacim
bakımından küçük olsa da yüreğinizde büyük bir yer kaplayacak kadar güzel bir
anlatıma sahip. Ayrıca Halil Cibran, dünya çapında Shakespeare ve Laozi'den
sonra kitapları en çok satan üçüncü şairdir.
Kitaplarının isimleri dilimize geçerken birden fazla şekilde
çevrilmiş, dolayısıyla farklı isimlerde basılmış kitapları mevcut. Ben iki yıl
önce başka bir yayınevinden okumuş olmama rağmen bu yıl tekrar Türkiye İş
Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış olan çevirileri okudum ve bu yazıda da
onlardan bahsedeceğim. Bu kitapları; Ermiş, Ermiş’in Bahçesi, Meczup, Kum ve
Köpük, Kırık Kanatlar ve Gezgin olarak sayabilirim.
Öncelikle Ermiş’ten bahsedeyim biraz. Orphalese kentinin
sakinleri, bu kente gelen El Mitra'ya çeşitli kavramlar söyleyerek onlardan
bahsetmelerini isterler. El Mitra; aşktan çalışmaya, özgürlükten dostluğa,
zamandan ölüme kadar birçok kavram hakkında konuşur ve insanların ruhlarına
hitap eder. Yazarın felsefeci kişili bu kitapta da açık ve net şekilde
hissediliyor açıkçası. İki yıl önce de şimdi de çok severek okuduğum bir kitap
Ermiş. Bu tarz bir kitapla ilk tanışmalarımdan biri oldu ve benim için gayet
iyi bir başlangıç oldu diyebilirim.
Ermiş‘i en büyük başarısı olarak gören Cibran şöyle demiş: “Lübnan'da bu kitabı yazmayı ilk kez tasarladığımdan beri, bir tek günüm bile Ermiş‘siz geçmedi. Kitap benim bir parçam haline gelmiş gibiydi. Metni yayımcıma teslim etmeden önce tam dört yıl elimde tuttum. Çünkü emin olmak istedim, içindeki her sözcüğün kendimden verebileceğim en iyi sözcük olduğundan emin olmak istedim.”
"Malınızdan mülkünüzden verdiğinizde pek bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir."

Ermiş'in devamı niteliğinde olan Ermiş’in Bahçesi kitabında
ise El Mitra kendi yaşadığı yere gelir. Yakın dostu ve müritleri ile vakit
geçiren El Mitra'dan halk Orphalese kentinde olduğu gibi onlarla da konuşmasını,
anlatmasını isterler. Bunun üzerine El Mitra insanlara öğütler verici,
bilgilendirici konuşmalar yapar. Bu kitapta da Halil Cibran güzel açıklamalarda
bulunuyor ve yine kalemine hayran bırakıyor.
"Ve sadece binlerce kez yolunu kaybeden dönüş sevincini tadacaktır."
"Çoğu zaman geceyi bir dinlenme vakti olarak düşünür ve anlatırsınız oysa gerçekte gece bir arayış ve buluş vaktidir."
Bu iki kitapta da Halil Cibran’ın kavramlara olan bakış açısı
okuyanın bakış açısını da sorgulatır nitelikte. Yani yazılanlar; yeni ve geniş
bakış açıları kazandırmaya aday. Okur, bu kitapta yazarın felsefeye olan
ilgisini ve felsefi yönünü her satırda okuyabiliyor. Özellikle her yaşa hitap etmesi, her anlatılandan
bir ders çıkarılabilmesi en sevdiğim kitaplar arasında olmalarına sebep oldu
diyebilirim.
Meczup ise öğüt verici, birbirinden bağımsız, kısa hikayelerden oluşuyor. Bazı yayınevleri Deli olarak çevirse de ben Meczup’u gayet yerinde bir çeviri olarak görüyorum. Zira bu öyle alelade bir delilik değil, sevdiğine olan sevgisinden kendinden geçen bir meczubun deliliği. Halil Cibran bu kitapta da kendine has olan o üslubunu konuşturuyor, yine güzel satırlarla karşılıyor bizi. Sayfa sayısı sebebiyle en fazla bir saatte okunacak ama o bir saatin dolu dolu geçeceği bir kitap kesinlikle.
"Özgürlüğü ve huzuru buldum meczupluğumda; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmamış olmanın huzurunu. "
Halil Cibran'dan okuduğum bir başka kitap Gezgin... Yazarın kaleminin hissedildiği güzel bir kitaptı gerçekten. Meczup, Ermiş ve Ermiş'in
Bahçesi'nde olduğu gibi küçük ders verici hikayelerden oluşuyor. Gezgin de en
az diğerleri kadar okurken beni etkileyen bir kitap oldu, diyebilirim. Zira okuduğunuz
bir yazara bir kere hayran olduğunuzda okuyacağınız diğer kitaplarda fikrinizin
değişmesi çok zor olabiliyor.
"Tek bir insanın hayatı Tanrı'nın terazisinde bir ötekinin hayatına denktir."
Kum ve Köpük ise birbirinden güzel aforizmalardan oluşan bir
kitap… Hatta aforizmaları o kadar çok sevdim ki okuduğum kitaplardan güzel satırları not aldığım defterime onlarcasını yazmam bir yana; kitabın sayfaları rengarenk, küçük
yapışkanlı kağıtlarla doldu. Halil Cibran sayesinde hem kıssa olarak yazılmış
kitaplara hem de aforizmaların yazıldığı kitaplara olan ilgim arttı.
"Kimse gecenin yolunu yürümeden şafağa ulaşamaz."
"Bir insanı ancak onun hakkında bildiklerinle yargılayabilirsin."
İşte sıra bu altı kitap arasında en sevdiğime geldi! Kırık
Kanatlar. Duygusal bir insan olduğumdan mıdır bilmem en çok bu kitap etkiledi
beni. Gerek Cibran olduğu tahmin edilen kişinin Selma Karami'ye olan aşkının
anlatımı ile gerekse doğulu kadınların gelenekler adı altındaki durumlardaki
acizliğini ve nesneleştirilmesini gözler önüne seren hikayesiyle Kırık
Kanatlar, ilk sıralardan en sevdiğim kitaplar arasına girdi. Ayrıca Arap
dilinde yazılan ilk eserlerden biri olmasının yanı sıra din adamlarının
yozlaşması, kadın hakları gibi konulara el atan ilk eser bu kitap. Gerçekten hacminin
küçüklüğüne karşın anlamı oldukça büyük…
"Bana mutluluktan söz etme, bu sözcük mutsuzluk kadar canımı yakıyor..."
"İnsanın gece karanlığında gizlice yaptığı şey yine insan tarafından gün ışığına çıkarılmaya mahkumdur."
Bu altı kitabın kitaplığınızdaki kapladığı yer ne kadar azsa
zihninizde, yüreğinizde kapladığı yer o kadar büyük oluyor. Altı kitabın da
başucu kitabınız olması mümkün çünkü tekrar tekrar okunulası satırlar var
içlerinde. Hatta biraz abartıp kitapları bile tekrar tekrar okuyabilirsiniz.
Kısacası Halil Cibran çok sevdiğim yazarlar arasına daha ilk kitaptan girdi ve
okuduğum eserleri bunlarla sınırlı kalmasın istiyorum. Sizlere de tavsiye
ediyorum, en azından birkaç kitabına bir şans verebilirsiniz. Keyifli okumalar
dilerim, kitapla kalın!
Bu yazıdaki biyografi kısmında "https://www.gzt.com/mecra/iki-dunya-arasinda-bir-sair-halil-cibran-3427250" adresini kaynak olarak kullandım.
İncelikli Hayta






Yorumlar
Yorum Gönder