İnsanlık
için yüce bir duygu olan ve İslam ahlakının temel ilkeleri arasında da yer alan
vefa; dostluk ve muhabbette sebat etme, sevgide süreklilik, bağlılık ve
sadâkat, sözünde durma, verilen sözü yerine getirme mânâlarına gelir. Tüm
bunları gözeterek davranmak ise vefakârlıktır. En büyük vefakârlık, yüce
yaratıcıyı tanımak, verdiği nimetlerin kıymetini bilmek ve kulluk görevimizi
eksiksiz yerine getirmektir.
Her
şeyden önce yaratıcımız Allah’a ve onun elçisi olan peygamberimize vefa
göstermeliyiz. Allah’a olan bağlılığımız, onun sözünü doğru bilip yasaklarından
kaçınmamız buna en güzel örnektir. Ona karşı sadakatimizi bir ömür en güzel
şekilde sürdürmeliyiz. Peygamberimize olan sevgimizin derinleşmesi, onun
sünnetleri ışığında ve onun gösterdiği yolda bir yaşam sürme amacımız da ona
gösterdiğimiz bir vefa örneğidir. Bununla birlikte onun vefa örnekleri ile dolu
olan hayatı bize elbet yol gösterici olacaktır.
Ayrıca
eşimize, dostumuza, ailemize, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza karşı vefakâr
olmalıyız, onları bu dünyada sevip saydığımız gibi onların arkasından da bu
bağlılığımızı sürdürmeliyiz. Onlara bir güler yüz göstermek, hallerini
hatırlarını sormak da en az yardımlarına koşmak, ihtiyaçlarını gidermek kadar
birer vefa örneğidir.
Özellikle
anne-babaya göstereceğimiz vefa, bize Allah’a ibadetten sonra bize telkin
edilir. Her ne kadar her insan, aynı insanlıkta anne-babaya sahip olmasa da
elimizden geldiğince onların iyiliği için uğraşmalı, onlar için olmasa bile
kendimiz ve Allah rızası için hayırlı evlatlar olmaya çabalamalıyız. Gerek gençliklerinde gerek yaşlılıklarında onlara saygıda kusur etmemeli, güzel söz
ve ikramlarımızı eksik etmemeliyiz. Ve her ne olursa olsun içimizdeki sevgiyi
ve saygıyı yitirmemeliyiz.
Akrabalarımız ve yakın tanıdıklarımız arasında ise ‘sıla-i rahim’e yani, aramızdaki bağı ve iletişimi sağlam tutmak bu ilişkileri koparmamaya özen göstermeliyiz. Akrabalık ilişkilerinin iyi olması için karşılıklı saygı sevgi ve yardımlaşmanın güçlü olması gerekir. Ayrıca önemli hadis kaynaklarından biri olan Buhârî’de “Kim akrabasına ilgi gösterirse Allah da ona ilgi gösterir.” şeklinde bir başlık da bulunur.
Arkadaşlarını,
dostlarını arayıp sormak da vefanın gerektirdiklerindendir. Onların haklarına
saygı göstermek, haklarını gözetmek de onlara ikramda bulunmaktan daha
önemlidir. Sevip kendimize yakın hissederek arkadaş bildiğimiz, dost bildiğimiz
insanlara iyilik etmek, kendimizi onlarla yarıştırmamak, her daim kendimizi bir
altta görmek vefadandır. Sıkıntılı zamanlarında onlara koşmalı ve onların kötü
gün dostu olabilmeliyiz. Can sıkan bir olayda araya girmeye çalışan nefsimizi,
vesveseleri görmezden gelip konuşarak güzel bir sonuca bağlamayı bilmeliyiz.
Hiç bir
yakınımızın yardım isteğini geri çevirmemeli, bir karşılık beklemeksizin
elimizden geldiğince ihtiyacını gidermeye çalışmalıyız. Onlara olan vefamızı
sadece yaşamlarında değil, onları kaybettiğimizde de sürdürmeliyiz. Zira onlar
yaşarken yaptıklarımıza karşılık bekleme ihtimalimize karşın onlar bu dünyada
değillerken bu ihtimal ortadan kalkar ve yaptığımız iyiliklerin değeri artar.
Vefa
edenlerden ve vefa görenlerden olmamız duasıyla…
/inceliklihayta/
Yorumlar
Yorum Gönder