İncelikli İnceleme #1 ✨

    

https://unsplash.com/photos/EOQhsfFBhRk

       Diziler, filmler, kitaplar, müzikler, sanatçılar, şiirler, edebiyatçılar, dergiler, belgeseller, çizgi diziler ve filmler gibi daha birçok şeyi inceleyeceğim, puanlayacağım bu inceleme serisinin ilk yazısında bir dizi, bir  belgesel ve bir film inceliyor olacağım. 

     Umarım devamını getirebilirim ve sizler de hem bu yazıyı hem de serinin gelecek diğer yazılarını  severek okursunuz. 💖



            CRUEL SUMMER

O halde ilk olarak diziden başlayalım:

    Cruel Summer Bert V. Royal tarafından yaratılan, Prime Video’da yer alan, şu an için tek sezonluk bir gençlik ve gerilim dizisi. İlk bölümü 20 Nisan 2021’de yayınlandı.

     Başrollerinde Olivia Holt ve Chiara Aurelia bulunan bu dizi, iki genç kızın (Jeanette ve Kate) hayatını ve birinin ortadan kaybolması sonucu diğerinin onun hayatını yaşamaya başlamasını konu alıyor.

    Oyuncular genç olmasına rağmen oyunculuklarının hakkını veriyorlardı kesinlikle. Özellikle Olivia Holt ve Chiara Aurelia oynadıkları karakterlerin yıllara göre değişimini gerçekten hissettirerek yaşamışlar. Kate'in korkusu ve kini, Jeanette'in ise mağduriyeti ve öfkesi kendisini belli edecek cinstendi. 

    Dizi 1993, 1994 ve 1995 yıllarında geçiyor, her bölümde bu üç yılın aynı tarihleri üzerine sahneler gösteriliyor. Bu yıllar arasındaki sahnelerin renklerle belirtilen geçişi bile ayrı etkiliyor insanı.

  Dizinin izlediğim her bölümünden sonra TV Time uygulamasındaki yorumları okuyup teoriler okudum, ürettim. Her okuduğum acayip mantıklı geliyordu, bir sonraki bölümü merakla izliyordum. Bir bölümde birine hak versem diğer bölüm diğeri daha haklı geliyordu ve kafamdaki suçlu neredeyse her bölüm değişiyordu.

            Dizinin ilk bölümü diş telli, birkaç tane arkadaşı olan ve okulla alakası sebebiyle “inek” olarak adlandırılan ancak popüler olmak, sevilmek isteyen ve popüler kızlara özenen Jeanette’in doğum günüyle başlıyor. Başlarken klasik gençlik dizilerindendir diyerek beklentimi alçalttığım, sırf vakit geçirmek için izlemeye oturduğum bu dizi; bahsettiğim zaman değişimleri ile beni meraklandırmayı başardı.

Puanım: 7/10

            HOUSE OF SECRETS: THE BURARI DEATH

        Sırada mini dizi tadında bir belgesel var. House of Secrets: The Burari Deaths yani Burari Vakası: Bir Ailenin Gizemli Ölümü olarak çevrilen bu belgesel Hindistan'ın Delhi şehrine bağlı Burari'de gerçekleşen akıl almaz bir olayı konu alıyor. 

            Leena Yadav ve Anubhav Chopra tarafından yaratılan ve ilk bölümü 8 Ekim 2021'de yayımlanan bu yapım, Netflix'in bir belgesel dizisi. Üç bölümden oluşan bu diziyi dehşetle ve tüyleriniz diken diken olmuş şekilde bir çırpıda bitirebilirsiniz. 

                Bir evde yaşayan üç farklı kuşağın korkunç ölümü, on kişinin asılı halde bir kişinin ise baygın bir şekilde bulunmasıyla ortaya çıkar. Komşuların, polislerin, psikiyatrların, arkadaşlarının ve ailedeki diğer akrabaların görüşmeleriyle derlenen bu belgeselde bu ölümün gizemi çözülmeye çalışılır. 


         Adım adım ipuçları, verilen mesajlar ve ifadeler takip edilerek davanın peşine düşen polisler bu ölümlerin bir intihar mı yoksa cinayet mi olduğunun kararını vermeye çalışırlar. 

        Korku, gizem, gerilim, batıl inançlar, akıl sağlığı, psikoloji gibi birçok başlıkta dikkat çeken dizi, toplumun eksiklerini de gözler önüne seriyor. 

        Bu olayda insanların her ne kadar dışarıdan anlayışlı, eğitimli, nazik, iyi huylu, güzel olarak görünse de aslında savaştığı ve zorunda olduğu birçok şeyin olabileceğini gösteriyor. Özellikle inanç ile akıl hastalığı arasındaki çizginin aşılmaması fazlasıyla önemli bir husus. 

Puanım: 9/10

            TIME IS UP

    Sırada bu sefer, Prime Video'dan 2021 yapımı bir film var. Time Is Up, yönetmenliğini Elisa Amoruso'nun yaptığı ve başrollerinde Bella Thorne, Benjamin Mascolo ve Sebastiano Pigazzi'nin olduğu romantik bir dram filmi. 

    Bella Thorne'ün güzelliğine ve filmin afişine tav olup dramdır güzel güzel ağlatır, tatlı bir aşk filmidir duygulandırır diye izlemeye karar verdim. Çoğu zaman klişe aşk filmlerini izlemeyi sevmişimdir, yerli romantik komediler dahil. Kafa dağıtmak ve vakit öldürmek için birebir oluyorlar ancak buna pek ısınamadım, izlerken sıkıldım hatta itiraf ediyorum iki günde izledim... Gerçi bunun sebebi son zamanlardaki odaklanma sorunum da olabilir, bilemiyorum.

    Üstelik Bella Thorne'ün oyunculuğu da bu filmde beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. Zengin bir ailenin tek çocuğu olarak şımartılmış, her olaya abartılı tepkiler veren bir kızdı Vivien (Bella Thorne). Sanki ilk projesiymiş de acemilik çekiyormuş gibi bir hali vardı. Ah benim tatlı CeCe'm... Diğer oyuncuların performansı da, yani... eh fena değildi. Belki de beklentimi fazla yüksek tuttum, o sebeple bu kadar sıkıldım. Bir dahaki izleyeceğim romantik filme beklentimi bu kadar yükseltmeyeceğim...  Neyse ki çok güzel bir kadın ve yarım bırakma huyum olmadığı için filmi bitirdim. Bir de iyi ya da kötü incelemeyi kafaya koymuştum zaten.
    
    Filmin sonunu ilk yirmi dakikadan az çok tahmin edebiliyorsunuz ancak yine de izletiyor kendini. Ayrıca filmde güzel kızlar; yakışıklı yüzücü, yarı çıplak erkekler ve alengirli, müzikli havuz sahneleri mevcut... Meraklısına gayet iyi bir seyir zevki sunabilir... Romantik bir dram filmi konusunda beklentinizi en aza indirip filmden vakit öldürmek dışında bir şey beklemezseniz ve izlemek için izlerseniz gayet güzel akıp gidebilir aslında. Çok da gömmeyeyim istiyorum ama IMDb puanı bile 4,1 filmin.. Yine de izlerseniz keyifli seyirler dilerim. Bence izleyin de yani ne olabilir en fazla? (: 

Puanım: 3,5/10
    
İncelikli Hayta








Yorumlar