Pestenkerani Satırlar #1 🌞

        Bir zamanlar, başka bir platformda, bu başlıkla içimi döktüğüm yazılar yazardım. Bu aralar da kimseye anlatamadığım şeylerle içim o kadar doldu ki neden yine yazmıyorum diye düşündüm. Günlük yazıyorum ancak pek yeterli gelmiyor... Duygularımı, düşündüklerimi, hissettiklerimi uzun uzun yazmak ve bir nebze içimdekileri dökerek ruhumun yükünü hafifletmek istiyorum.    

 Evet ilk olarak bu derdimi kimseye anlatamamdan bahsedeceğim. Bir olay, bir kişi veya herhangi bir şey canımı sıktığında birilerine anlatamıyorum artık. Eskiden her şeyi çevremdeki herkese anlatırdım. Sonra geç de olsa anladım ki anlattıklarım ya insanların umurunda olmuyor ya insanlar içten içe ben kötü hissediyorum diye kendilerini daha iyi hissediyor ya da senin anlattıklarını alıp kendi çıkarlarınca kullanıyorlar.  Hatta oturup dert yarıştıranlar dahi oluyor, fazlasıyla enteresan. Hal böyle olunca ve anlattığımda kendimde herhangi bir değişiklik sezemediğimden bu huyumdan vazgeçtim. 

          Hiç çok anlatmak ve konuşmak isteyip de telefon rehberinizde bulunan onlarca kişiden birine bile yazamadığınız oldu mu? Benim oldu, hem de defalarca. O zamanlarda daha iyi anlıyorum aslında insanın yalnız olduğunu, başına gelen tüm olumsuzluklardan bir şekilde kendi başına kurtulması gerektiğini. Anneniz, babanız dahi olsa hiç kimse sizin derdinizi sizin kadar önemsemiyor. İstisnalar olabilir belki ama... karşılaşılma şansı çok düşüktür muhtemelen. Zira henüz böyle bir insana rastlayanı görmedim ve duymadım. Bunlardan biri de ben olunca da malum... dertleşmelerde kendi derdimi anlatmaktan çekiniyorum.  

    Genelde konuşmayı çok çok seviyorum ama artık yaşadığım olumsuzluklar ve tatsızlıklardan bahsetmemeye özen gösteriyorum. Artık kimseyle dert yarıştıracak, kimseye zayıflıklarımı gösterecek gücüm kalmadı. Mutluluklar paylaşıldıkça artar, üzüntüler ise azalır derler fakat bende tam tersi oluyor sebebini anlamadığım şekilde. Anlatıyorum, anlatıyorum sonra bir bakmışım derdim azalacağına artmış, üstüne bir de anlattığım kişinin derdiyle dertlenmişim. Haliyle bir noktada "Ne yapıyorum ben?" aydınlanması geliyor ve anlatmaktan vazgeçiyorum. 

        Bir başkası derdini anlatsa seve seve dinlerim, dinlemeyi de konuşmak kadar olmasa da seviyorum. Aklım yettiğince, dilim döndüğünce de bir şekilde cevap vermeye uğraşıyorum genellikle. Öylesi bana kendimi daha iyi hissettiriyor. Bana göre birinin söylediklerine değer vermek kadar önemli olduğunu hissettiren bir şey yok. Karşınızdaki insana onu önemsediğinizi, ona değer verdiğinizi en güzel anlattıklarını dinleyerek hissettirirsiniz. Laf arasında söylediği bir ayrıntıyı, zamanı geldiğinde yerinde kullanırsanız inanın karşınızdaki insandan daha mutlusu olmaz. Üstelik yapmanız gereken tek şey dinlemek... Ne kadar kolay değil mi?

         Fark ettim de konu dağılmaya başlıyor. Konsept iç dökme yazısı olacaktı güya. Pek fazla dallanıp budaklandırmadan bitireyim burada. Diğer yazılara da konu kalsın. Biraz kısa ya da karmaşık olabilir, ilk yazının günahı olmaz diyelim, çünkü lütfen... Konular belirginleştikçe ve aklıma oturdukça daha iyilerini yazabilirim sanırım. Şimdilik hoşçakalın ve kendinize sımsıkı sarılın.  

İncelikli Hayta

                

    

Yorumlar

Yorum Gönder