Uyuyunca geçer derler, daha kötü bir yalan duymadım hayatımda. Uyuyunca bile asla geçmiyor. Üstelik on saatten fazla uyumama rağmen... Tam olarak bilmiyorum depresyon nasıl bir şey, bundan eksiği ya da fazlası ne ancak kolay bir süreçten geçmediğimi biliyorum. O kadar yorgun ve tükenmiş hissediyorum ki, hem ruhsal hem fiziksel olarak... Üzüldüğüm anlarda kalbimdeki acıyı, ağrıyı fiziksel olarak hissedebiliyorum. Birçok insan için olmasa bile benim için yaşadıklarım bir tık ağır geliyor. Sırtımdaki bu ağırlığı en azından zaman zaman indirip dinlenmek istiyorum ama yok, olmuyor. Bir uzvum gibi yapıştı sanırım, kurtulamıyorum.
Her ne kadar kimsenin derdini küçümsemesem de kendi dertlerim bazen şımarıklık olarak geliyor fakat kendi çapımda ne yaşadığımı en iyi ben bileceğimden vazgeçiyorum bu düşüncemden. Haftalardır belki de aylardır iki metrekare odadan dışarı çıkamıyorum, içimden gelmiyor. Bu odanın içinde bile hiçbir şey yapamıyorum. Kendimi geliştiremiyorum, bir şeyler üretemiyorum, kendime faydalı bir şey yapamıyorum. Tek yapabildiğim boş bir noktaya odaklanıp ağlamak. Artık ağlamaktan yoruldum dediğim noktada biri ya da bir şey çıkıyor ve tekrar gözlerimin dolmasına neden oluyor. İnsanları anlamak gerçekten çok zor olabiliyor; özellikle ne istediğinizi, ne beklediğinizi, ne hissettiğinizi açık açık söylemenize, belirtmenize rağmen inatla aksi şekilde davranıyorlarsa... Ve inanır mısınız her seferinde de bir bahaneleri oluyor. Sizin ne kadar kırıldığınız, içerlediğiniz, üzüldüğünüz asla önemli değil, ne de olsa o an onun olması gerektiği gibi yapılmamasının çok mühim(!) bir sebebi mutlaka var. Siz de üzülmeyiverin canım, alt tarafı insanlar bencilce düşünüp karşısındakini önemsemeden konuşup hareket ediyor. Onlar her şeyi yapmakta özgür, ne yapsalar ve söyleseler haklılar. Tek yanlış biziz...
Diyelim ki ara ara yalnız kalmak, herkesten kendinizi soyutlamak, kendinizi dinlemek ve biraz olsun üzüntüden uzak kalmak istiyorsunuz. Bilin bakalım ne oluyor? Evet, siz suçlu oluyorsunuz uzak, soğuk olduğunuz için. Aynısı çevrenizdeki insanlara onların size davrandığı gibi davranmaya başlayınca da oluyor. O zaman da değişmekle suçlanıyorsunuz çünkü istedikleri, bekledikleri gibi davranmamaya başlıyorsunuz. İnsan çok garip bir varlık; sürekli karşısındaki insandan şikayetçi, ben dahil... Halbuki... bilemiyorum. Keşke hiç alışmasaydım insanların varlığına, kendi kendine yeten, kendini mutlu edebilen biri olsaydım. Aksi gibi yalnızlıktan da kalabalıktan da haz etmiyorum. Çoğu zaman tek isteğim sevdiğim bir iki insanın yanımda olması... Ha benim istediğim insan(lar) beni istiyor mu... orası meçhul.
Yılın sonuna geldiğimiz şu günlerde uzun süredir yazamadığım için böyle bir iç dökme yazısı yazmak istedim. Bu sene beklemediğim, beklediğim bazı olaylar oldu ve birçoğu beni olumsuz etkileyen şeylerdi. Dolayısıyla tatsız bir yıl geçirdim diyebilirim sanırım. O kadar az güzel şey başıma geldi ki hiç yokmuş gibi hissediyorum geriye dönüp bakınca. Şu satırları yazarken dahi gözyaşlarıma engel olamıyorum mesela, sulu göz bir insan olmamdan kaynaklı değil bu. Sadece artık iyi hissetmek adına ağlamaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
Son olarak... umarım yeni yıl hepimize güzelliklerle gelir, yüzümüzü güldürür. Şimdiden herkese mutlu yıllar dilerim. Sevgiyle kalın...
İncelikli Hayta

Yorumlar
Yorum Gönder