Pestenkerani Satırlar #5 🌞


Duygularımı tam olarak ifade edemediğim için yapabildiğim en iyi şey olan yazmaya yönelmek istedim. Söyleyemediğim her şeyi böylece kaleme aktarıyorum. Amacım asla vicdan ve duyar sömürüsü yapmak, siyasi, dini, ahlaki sorgulama yapmak değil sadece hissettiklerimi ve düşündüğüm bazı şeyleri aktaracağım.

Birtakım olaylar vardır bize kendimizi, dünyadaki yerimizi, hayatımızı sorgulatan. Deprem de bunun örneklerinden biri. Özellikle bu kadar büyük bir felaket insana nasıl da kocaman bir “hiç” olduğu gerçeğini güçlü tokat gibi hatırlatıyor. Ne kadar aciziz, aslı olmayan hırsların nasıl esiri olup kendimizi dev aynasında görüyoruz… Oysaki hiçbirimizin yarınının garantisi yok.

Hayatın bir şeylere üzülmek, birilerine küs kalmak için kısa olduğunu söyler dururuz, peki kaçımız bu sözü hayatına uyguluyor? Kaçımız sevdiği insanlarla olan iletişiminde gururunu bir kenara bırakarak onu ne kadar sevdiğinin, ona ne kadar değer verdiğinin kıymetini biliyor? Bir düşünün ufak tefek sorunlar yüzünden konuşmadığımız kaç insan var? Sırf kendimize yediremediğiniz için o mesajı atmadığımız, o numarayı aramadığımız olmadı mı?

Dert yarıştırmalar, en çok ben haklıyım kavgaları, ben daha büyüğüm tartışmaları… Bakıldığında hepsi ne kadar boş, ne kadar anlamsız… Bir sonraki güne o kavgayı yapabileceğimiz arkadaşımız bile kalmayabiliyor. Keşke bunun bilincini her daim içimizde taşısak da bu saçma kavgaların hiçbiri yaşanmasa. Keşke birbirimizin kıymetini her daim bilsek; ilişkilerimizde çocukça inatlara, küslüklere, anlaşmazlıklara yer vermesek...

Bahsetmek istediğim bir diğer mevzu da şükretmenin, sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmenin gerekliliği. Özellikle bu günlerde beslenebildiğimiz, barınabildiğimiz, yakınlarımızın yanında olabildiğimiz, temizlenebildiğimiz, basit ihtiyaçlarımızı giderebildiğimiz için dahi suçluluk hisseder olduk. Evimizin içinde üşüdüm demeye, o kadar yemeğin içinde yemek seçmeye, sıcak suyla duş alabilmeye çekinir olduk. İçtiğimiz suyun, yediğimiz yemeğin, sıcak evimizin, yatağımızın, bilgiye erişme imkanımızın, sevdiklerimizin, iletişim sağlayabilmemizin kıymetini bilemiyoruz.  

Tüm bunlarla birlikte yıpranan psikolojilerimizin, zarar gören ruhsal sağlığımızın da iyiye gitmesi adına psikolojik destek almaktan ve insanları buna teşvik etmekten çekinmemeliyiz. İleride ciddi travmalara sebep olabilecek büyük olaylar gerçekten büyük ve kalıcı izlere yol açabilir. Elbette tamamı onarılmaz, onarılamaz ancak bir nebze olsun destek olmak, ufak bir yara bandı olabilmek mümkün. Yaptığımız, çalıştığımız, uğraştığımız her şey boşuna gibi gelebilir ancak olabilecek en mütevazı şekilde kendimize ve çevremize faydalı bir şekilde uğraşlarımıza devam etmeliyiz. Nitekim hayat devam ediyor ve ne zaman geleceğini bilemediğimiz sonun bizi hayatımızdan etmesine izin vermemeliyiz. En güzel şekilde yaşamalı ve bunun için uğraşmalıyız. 

Elimizden geldiğince sevdiklerimizin yanında olalım, onların kıymetini bilelim. Birbirimize merhem olalım, dertlerimizi ve güzelliklerimizi paylaşalım, konuşarak anlaşalım, her daim “iyi ki var” olduğumuzu birbirimize hatırlatalım. Yarın çok geç olabilir, sevdiklerinize sevdiğinizi söyleyin. Nefes aldığınız sürece umudunuz var olsun, her şey çok güzel olacak ve o güneş her gün bizim için doğacak. Kendinize ve sevdiklerinize sımsıkı sarılın ve her fırsatta onları sevdiğinizi ve iyi ki var olduklarını söyleyin. Sizi seviyorum, iyi ki varsınız. 💖


inceliklihaita

Yorumlar